Onur Ugan, Hallberg-Rassy’nin Türkiye temsilciliğini üstlendi

Onur Ugan, Hallberg-Rassy’nin Türkiye temsilciliğini üstlendi

Göcek’in tanınmış denizcilerinden Onur Ugan, Hallberg-Rassy’nin Türkiye temsilciliğini üstlendi. Ugan ile İsveçli tersane Hallberg-Rassy’i ve Türkiye için hedeflerini konuştuk.

1975 yılında Göcek’te doğan ve liseyi bitirene kadar Göcek’te büyüyen Onur Ugan, Göcek için yaptığı sosyal çalışmalarıyla biliniyor. 1996 yılında Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden mezun olan Ugan, kariyerinin başnda okulda aldığı kaptanlık ve dalgıçlık belgeleriyle 256 metrelik bir ticari gemide 3. kaptanlık yapıyor.

Komando yedek subay olarak yaptığı askerlik sonrası, 1999 yılında Göcek’te açılan Port Göcek Marina’ da çalışmaya başlıyor. Gemicilik, ön büro şefi, çekek müdürü gibi çeşitli görevlerde çalıştıktan sonra 2010 yılında D-Marin bünyesine marina müdürü olarak katılıyor. 2018 yılında D-Marin Marinaları Türkiye Direktörü oluyor.

“2023 yılında kendi danışmanlık firmamı kurarak yeni bir yola çıktım. Deniz ve Göcek’le olan bağım sadece işimle sınırlı değil. Gemide çalıştığım dönemde okuduğum Halikarnas Balıkçısı’nın Mavi Sürgün kitabı benim Göcek’e olan sevgimi daha da derinleştirdi. Halikarnas Balıkçısı’ nın geldiği dönemdeki Bodrum, benim çocukluğumun Göcek’iyle çok benziyordu.

Doğduğum yerin doğal ve kültürel güzellerinin korunması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışmanın sadece bir sorumluluk değil, bir borç olduğunu düşünüyorum. O günden beri de, bunun için çaba sarf ediyorum. Aynı bilinçle birçok sivil toplum örgütüyle birlikte çalışıyorum. Geçmişten miras kalan değil geleceğe borçlu olduğum bir coğrafyada yaşadığımın farkındayım.”

Hallberg-Rassy 50

Hallberg-Rassy Türkiye temsilciliği süreciniz nasıl ilerledi?

Hallberg-Rassy, marinada çalıştığım dönemlerden beri hayranlık duyduğum bir marka. Tüm modellerinde ilk bakışta kendini belli eden, asil bir duruş var. Çok sevdiğim ve güvendiğim bir arkadaşım, Türkiye temsilciliği için bir fırsat doğduğundan bahsetti. Bunu duyunca heyecanlandım ve hemen Hallberg-Rassy’e özgeçmişimi gönderdim.

Kısa bir süre sonra çevrimiçi bir görüşme yaptık, ardından Boot Düsseldorf’da bir araya geldik. Sonrasında beni fabrikanın bulunduğu İsveç’teki Ellös kasabasına davet ettiler. Uzunca bir mülakat sürecinden geçirecekler diye düşünüyordum. Kısa bir konuşmanın ardından sözleşmeyi imzaladık ve mümessillik sürecim resmen başlamış oldu. Uzun zamandır bu kadar heyecanlanmamıştım.

Markanın gelişimini anlatan kalın bir kitap hediye ettiler ve fotoğraf çekildik. Ben kitabı okumak için sabırsızlanıyordum, bir an evvel otel varıp okumaya başlayayım duygusuyla ofisten çıkarken ertesi gün fabrikayı ve üretim bantlarını gezmek üzere program yaptık.

Müthiş ormanlar, yol kenarındaki estetik kuzey evleri ve bazen de buz tutmuş göller arasından geçerek Göteborg’a doğru yola koyuldum. Diğer yandan telefondan sürekli mesaj sesi geliyordu. Varınca bakarım diyordum ama bir taraftan da bu kadar mesaj geldiğine göre herhalde Türkiye’de önemli bir şeyler oldu diye endişeleniyordum. Bir saat sonra otele vardığımda telefona baktım ve yüzlerce kutlama mesajı gördüm.

İmza sonrasında HR yetkilisi ve Onur Ugan

Firma, ofiste çekildiğimiz fotoğrafı paylaşmış ve açıklamada da “Türkiye temsilcimiz Onur Ugan” diye yayınlamışlar. Bunu gören dostlar mesaj bombardımanına tutmuşlar beni. Mutluluğum katlanarak çoğaldı. Yurt içi ve dışından bu kadar kutlama mesajı almak beni daha da heyecanlandırdı ve üzerimdeki sorumluluğun daha da farkına varmamı sağladı. Büyük bir motivasyon ve mutlulukla yeni bir sürece girmiş oldum.

Ertesi gün fabrikayı gezerken markanın gücü ve istikrarı bir kez daha kendi açımdan perçinlenmiş oldu. Büyük bir profesyonellik ve sakinlik içinde ne yaptığını bilen insanların içinde olmanın huzuru ile bir fabrikayı değil sanki bir müzeyi geziyordum. Senkronize olmuş bir takımdan öte, bir senfoni orkestrası gibi çalışan insanlar, beni oldukça etkiledi.

Hallberg-Rassy 400

Türkiye için hedefleriniz nedir?

Öncelikli hedefim, markanın güçlü temsil gücünü Türk misafirperverliğiyle birleştirerek yeni Hallberg-Rassy dostlarına ulaşmak. Mayıs ayında önemli bir tekne teslimimiz var ve bu süreci en ince detayına kadar titizlikle tamamlamak istiyorum.

Ağustos ayında Ellös’te denizde çok güzel bir buluşma var. Orada hem tanıtımlar hem de seyir denemeleri olacak. Ben de orada bulunarak bu özel atmosfere katkı sağlayacağım. Eylül’de Cannes fuarında olacağız. Şu an en erken teslim Eylül ayında yapılabilecek durumda gözüküyor. Hedefim 2025 için bir teslimat sırası alabilmek olacak.

Hallberg-Rassy 44

Türkiye pazarında iddialı olduğunuz ve/veya olmayı planladığınız model veya modeller hangileri?

340, 370, 400, 40 C, 44, 50, 57, 69 modellerinin hepsi bizim kitlemize uygun modeller. Her daim, tüm hava koşullarında güven veren bir yapısı var. Büyüyen tekne boylarına paralel olarak, HR 50 ve üzerindeki boyların daha çok ilgi çekeceğini düşünüyorum. Ancak her bir model inci tanesi gibi kendi pazarına sahip. Özellikle iç mekanların kullanışlılığı ve estetiği teknede uzun zaman geçirecekler için çok çekici gözüküyor.

340 modelleri 267 bin euro baz fiyattan başlıyor. Tercihe göre donanım eklemek gerekiyor ve rakam bu ilavelere göre biraz daha yükseliyor. Opsiyonlara ve modellere göre fiyatlar değişiyor.

69 Modeli ise 5 milyon euro’dan başlayıp tercih edilecek ekipmanlara göre fiyatı yukarı çıkıyor.

En güçlü yanlarımızdan bir tanesi, denizseverlerin sorunsuz bir ürün alıyor ve tercih ettikleri ürünün verilen zamanda teslim ediliyor olması.

Hiçbir zaman ortak olarak birlikte çalışmamış olsalar da Hallberg ve Rassy için her şeyin başladığı tersane.

Hallbeg Rassy’nin tarihi hakkında okurlarımıza bilgi verir misiniz?

Şirketin tarihi, Harry Hallberg ile başlıyor. 1914 ile 1997 yılları arasında yaşayan Harry Hallberg, tekne yapımcılığı kariyerine 14 yaşında bir çocukken tahtadan tekneler inşa ederek başıyor. 1943’te İsveç’in Orust adasındaki Kungsviken’de kendi tersanesini açıyor. 1963 yılında ise GRP kullanarak seri tekne üretimine başlıyor.

Harry Hallberg’in en önemli farkı, GRP kullanmanın avantajlarını anlaması ve tekneleri seri olarak inşa etmesi. 1963’te GRP kullanarak yelkenli teknelerin seri üretiminde öncülerinden biri. Ahşap üst güverteye sahip GRP gövdelerini seri olarak inşa eden başarılı bir üretici.

P-28 modeli birçok açıdan öncü bir model oluyor ve Hallberg’in ürettiği ilk 100 P-28’in çoğunu Amerika’ya satarak büyük bir ihracat başarısı elde ediyor. Bugün Hallberg-Rassy Varvs AB olarak adlandırılan marka aslında iki tersanenin birleşmesiyle oluşuyor.

1966-1975 yıllarında 216 adet üretilen Mistral 33

Christoph Rassy, 1934 ile 2021 yılları arasında yaşamış ve Almanya’nın güneyindeki Bavyera’da Starnberger See adlı bir gölün kenarında büyüyor. Gençliğinde boş zamanlarında tekne modelleri ve gerçek tekneler yapıyor. Tekneler hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyor ve Güney Almanya’da ahşap tekneler üreten küçük bir tersanede çırak olarak çalışmaya başlıyor.

Kısa süre sonra daha büyük ve güzel tekneler inşa etmek ve deniz kenarında yaşamak istiyor. Bu konuda daha fazla olanakları olan İsveç’te çalışmak için çeşitli tersanelere mektup yazarak iş başvurusunda bulunuyor. Bir tersane başvuruyu kabul ediyor ve 1960 yılında Christoph sahip olduğu tek şey olan bisikletini alıp İsveç’in Nötesund şehrine taşınıyor.

Rassy boş zamanlarında kendisi için tekneler inşa ediyor. Bu teknelerle yarışıyor, kazanıyor ve hatta bazılarını satıyor. Kısa süre sonra Christoph Rassy tersaneden ayırılıp kendi başına yola devam ediyor. Şans eseri bu dönem, Harry Hallberg’in işyerini değiştirmesiyle aynı zamana denk geliyor.

60’ların ortalarında Kungsviken’deki tersane Bay Hallberg için çok küçük gelmeye başlıyor ve Orust adasının 10 kilometre güneybatısındaki Ellös’te yeni bir iş yeri inşa ediyor. Christoph Rassy kendi işine girişerek Kungsviken’deki eski Hallberg tersanesini satın alıyor.

1967-1978 yılları arasında 760 adet üretilen Rasmus 35

1965-1972 yılları arasında Harry Hallberg ve Christoph Rassy rakip oluyor. İlk başlarda Christoph Rassy, özel imalat tekneler inşa ediyor. Seri üretim haline gelen ilk tekne, 1966 yılında o zamanki İsveçli yat tasarımcısı Olle Enderlein tarafından tasarlanan “Rasmus 35”.

İlk ikisi tamamen maun ağacından yapılmış ve her birinin inşası bir yıl sürüyor. Bu tekne birçok yönden zamanının ötesinde bir tekne. Güçlü bir motora ve ön camla korunan merkezi bir kokpite sahip öncü bir uzun menzil tekne. Bu, Hallberg-Rassy yatlarında günümüze kadar gelen bir özellik.

Rasmus tanıtıldığında birçok kişi şaşırıyor. Bazıları teknenin çok büyük olduğunu düşünüyor. O günlerde 35 fit devasa bir tekne boyutu olarak kabul ediliyor. Ayrıca, ön camı olan bir yelkenli tekne. Bugün sıradan olan bu durum o günlerde daha önce hiç görülmemiş bir kombinasyon.

Harry Hallberg, teknelerini Ellös’te inşa etmeye devam ediyor. Seri üretim ve GRP gövdeleri sayesinde hızlı üretim sağlıyor. Harry Hallberg 1972’de emekli oluyor. Kader iki üreticiyi yine bir araya getiriyor; Christoph Rassy daha büyük bir yer arıyor. Ellös, Harry Hallberg tarafından tasarlanan P-28 hariç, maun üst yapıya sahip “Mistral 33”, 1/2 tonluk “Mistress 32”, en çok satan “P-28” ve hepsi Olle Enderlein tarafından tasarlanan küçük sarı 24 ft “Misil II”yi üretiyor.

1972’de Kungsviken’deki Rassy tersanesi, Harry Hallberg’in Ellös’teki sahasını satın alıyor. Hallberg markası dört tasarımıyla açık ara en iyi bilinen marka olduğu ve Rassy tersanesine yalnızca Rasmus olduğu için yeni şirketin adı Hallberg-Rassy oluyor. Ancak Harry Hallberg ve Christoph Rassy hiçbir zaman ortak olmuyorlar…

1976/77 yıllarında tasarlanan Hallberg-Rassy 38, gövdesinin etrafında karakteristik mavi şerit bulunan ilk modeldi.

Türkiye pazarında Hallberg-Rassy’yi öne çıkarmak için nasıl bir strateji izleyeceksiniz?

Artık ülkemizde de uzun süre teknede yaşayan ve uzun yollar gitmek isteyen deniz tutkunları var. Bu tutkunlara özellikle Hallberg-Rassy’yi deneyimleme fırsatını sunmak istiyorum. Gerek yakın coğrafyada, gerekse bilinen fuarlarda yelken severlerle buluşturmayı amaçlıyorum.

Sadece bir seferlik satış değil uzun yıllar devam edecek bir temsilci – tekne sahibi işbirliğini önemsiyorum. Bu uzun soluklu süreçte, ilerleyen zamanda HR sahiplerinin birlikte etkinlikler yapabilecekleri ortamlar ve deneyimlerini paylaşacakları platformlar yaratmayı düşünüyorum.